Sosyal kanıt (social proof), çevremizdeki insanların yaptıklarından etkilenme eğiliminde olduğumuzu açıklayan bir bilişsel ön yargıdır. Daha açık bir ifadeyle, herhangi bir durumda - özellikle belirsizlik varsa veya stres altındaysak - seçimlerimizi kalabalığın tercihlerine göre yapmaya meyilli olduğumuzu söyleyen bir modern bilgelik kavramıdır.

Zaman zaman sürü psikolojisi olarak da adlandırılan sosyal kanıtı basit örneklerle açıklamak gerekirse;
Açık hava konserinde olduğunuzu düşünün. Kafanızı kaldırıp şaşkınlıkla gökyüzüne baktığınızda, önce bir kişi size katılacaktır, sonra iki, dört, on derken bir süre sonra bir grup insanın nedensiz bir şekilde gökyüzüne baktığını göreceksiniz.
İçerisinde 10 kişinin olduğu kalabalık bir asansöre bindiğinizi düşünün. Asansörde herkes geriye doğru dönmüş vaziyette duruyorsa, siz de o yöne doğru durmaya meyilli olacaksınız.
Etrafınızdaki insanlar Tiktok kullanmaya başladıysa, sizin de bir süre sonra Tiktok kullanmanız gerektiği hissene kapılacaksınız. Dahası, Tiktok’ta en çok izlenen ve beğeni alan akımı yapmaya meyilli olacağınızı söyleyebiliriz. (Geçmiş örneği: Facebook ve Instagram)
Türkçe rap müziğini sevmiyor olsanız dahi, etrafınızdaki insanların Türkçe rap dinlemeye başlaması ve arabada dinlerken veya bir barda eğlenirken Instagram’a hikaye olarak atması, bir süre sonra ilginizi çekecek. Dolayısıyla, Türkçe rap dinlemeye meyilli olacaksınız.
Sosyal kanıt, günümüz iş dünyasının birçok alanında kullanılıyor ancak bunların en popüler olanı, hiç kuşkusuz pazarlama ve satış departmanları. Çünkü bu departmanların asıl amacı, insanların kararlarına müdahale ederek, ürünlerini satın almaya ikna etmektir. Bunun da en güzel çözümü, sosyal kanıt. Örneğin;
Bir e-ticaret sitesinde beyaz eşya almak istediğinizde, sitede başkaları tarafından en çok tercih edilen ürünü almaya meyilli olmanız.
Kitap almak için bir kitapçıya uğradığınızda “çok satanlar” bölümünde yer alan kitapları almaya meyilli olmanız.
Netflix’te hangi filmi izleyeceğinize karar vermekte zorlandığınızda, “Türkiye’de 1. sırada” yazısını gördüğünüz filmi izlemeye meyilli olmanız.
Bu açıdan baktığımızda Sigmund Freud’un Kitle Psikolojisi kitabından yaptığım şu çıkarımın sosyal kanıt kavramını desteklediğini söyleyebiliriz: “Duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımız, içinde bulunduğumuz topluluğa göre şekillenir ve farklılık gösterir. Yani, toplumun psikolojisi, bireyin psikolojisine daha baskındır.”
Yukarıdaki örnekleri ele aldığımızda, her ne kadar sosyal kanıtı lehimize kullandığımızda insanları daha kolay ikna edebilme ve kendi düşüncelerimizi empoze edebilme gerçeğimiz olsa da unutmamalıyız ki bu durum herkes için geçerli. Ve sadece etrafımızdaki kişiler değil, işveren ve okul gibi kurumlar da bu durumu kendi lehlerine, yani bizim aleyhimize kullanabilirler. Dolayısıyla, bu noktada 2 şeyin farkında olmamız gerekiyor:
Neyi neden yaptığını bilmeyen bir insan sürüsünü bilinçsizce takip ediyor olabilir miyiz?
İstemediğimiz seçimlere yönlendirilmek için manipüle ediliyor muyuz?
Bununla ilgili olarak Seneca’nın da topluluğun kararı üzerine söylediği aşağıdaki sözleri göz önünde bulundurarak yaptığımız seçimleri ve aldığımız kararları neden sorgulamamız gerektiğini biraz daha net görebiliriz:
“Bu taraf daha kalabalık görünüyor. Zira daha kötü olan taraf budur. İnsani durumlar, çoğunluğun daha iyi şeyleri tercih edeceği kadar iyi işlemiyor, en kötü tercihin kanıtı kalabalığın kendisidir.”
Ayrıca, Warren Buffett’ın da yine bu konu hakkındaki aşağıdaki sözlerini gözardı etmemekte fayda var:
“İş hayatındaki en tehlikeli söz: Diğerleri de onu yapıyor.”
Bu durumu en iyi özetleyen örnek olarak, çok fazla manipülasyona maruz kalan “borsayı” verebiliriz. Hiçbir analiz yapmadan sadece etrafınızdaki kişilerin sözleriyle ve aksiyonlarıyla, bir şirkete yatırım yapmaya kalkışırsanız, tavan fiyattan yatırım yapma riskiniz çok yüksektir. Bu demek oluyor ki, paranız kısa sürede değer kaybetmeye başlayacaktır.
Toparlamak gerekirse, belirsizlik içeren veya emin olmadığımız konularda aksiyon alırken, etrafımızdaki kişilerin yaptıklarını yapmaya meyilli oluruz. Bu durum ise ya bilinçsizce hareket etmemiz ya da başkaları tarafından manipüle edilmemiz anlamına gelir. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz topluluğun aldığı kararlarla kendi kararlarımızı karşılaştırarak sorgu süzgecinden geçirmek, gerçekten istediğimiz şeyleri yapmamıza yardımcı olacaktır.
Ek Not: Fransa’da bir restorana gittiğimde yemek öncesi aperatif olarak alkol getirirler. Başlarda herkes bu şekilde yemeğe başladığı için içmem gerekiyormuş gibi hissederdim ancak artık ne zaman gitsem, masadaki herkes alkol alsa da ağzımın tadını bozmaması için yemek sonrası almayı tercih ediyorum. Bu durumumu şaşkınlıkla karşılayan arkadaşlarımı, hangisinin normal olduğunu veya herhangi birinin normal olmak zorunda olup olmadığı sorgusuyla baş başa bırakıyorum. Tercihler!
Sosyal kanıtı diğer Modern Bilgelik Kavramları ile bağdaştırmak gerekirse, şu kavramları incelemenizi tavsiye ederim:
Comments